Yaklaşık 3 senedir, en bilinen global şirketlerden birinin pazarlama departmanında çalışıyorum. Bu 3 sene hem çok şey öğretti hem de çok şaşırttı... Hayal kırıklığına uğradığım, anlam veremediğim, sonuca ulaşamadığım ama mutlu olduğum zamanlar oldu.
Ve yeni başlayanlar için, pazarlama dünyasını 10 madde ile özetleyebilirim.
1. Türkiye'de Pazarlama = Mail atmak + Sunum Yapmak
İlk girişte, büyük umutlarınız vardır, size çok şeyler vaad edilir. Ama inanın, pazarlamanın özeti budur: Mail atmak ve sunum yapmak...
Ajanslarla, satışla, üretimle, diğer markalarla sürekli olarak mailleşirsiniz. Hiç bir gün, outlook'unuzu açmamak gibi bir lüksünüz olamaz. Hasta ya da izindeyseniz evden ya da cep telefonunuzdan bağlanıp, maillerinizi kontrol etmeniz beklenir.
Pazarlamada sürekli olarak bir planlama ve geliştirme durumu vardır. Her an elinizde hazırlamanız gereken bir sunum olur. Saatlerce uğraşıp, türlü türlü revizyonlar aldığınız sunumunuz, aslında aksiyon alınmadan bırakılacaktır. Siz bu gerçeği bilerek yine de mesaiye kalarak o sunumları hazırlarsınız.
Bu, dünyaya girerken fazla beklentiniz olmasın, sonra çok üzülürsünüz :)
2. İngilizce Konuşmak Her Zaman Havalıdır
Zaten İngilizce bilmiyorsanız herhangi bir global şirketin pazarlama departmanına giremezsiniz. CVnizde yazanlarla ya da mülakattaki akıcı İngilizcenizle bir şeyi kanıtlamış sayılmazsınız! Önemli olan, İngilizceyi günlük hayatınıza ne kadar yedirdiğinizdir. Mutlaka 5 kelimeden birini İngilizce olarak söylemeniz beklenir. "Sunumun printini al toplantıya gelirken", "Bu finansallar work etmiyor", "Biz bu düşünceyi buy etmedik" en popüler "speech"lerdir. Hatta pazarlama alanındaki çoğu insan, Türkçe kitap okumaz. İngilizce okurken görünmek her zaman havalıdır onlara göre.
3. Türkiye'de Pazarlama = Patron Ne Derse O
Pazarlamada, her levelın bir üstü onun "patronu"dur. Assistant Brand Manager'ınki Senior Assistant Brand Manager, Senior Assistant Brand Manager'ınki Brand Manager, Brand Manager'ınki Brand Director, Brand Director'unki Department / Segment Director, Department / Segment Director'unki VPO, VPO'nunki ise General Manager/CEO'dur. CEO da yurtdışı ona ne "emrederse" onu yapar. Yurtdışı, satmayacak bir ürün önerir; CEO bir altına emir verir, o diğerine, o diğerine derken en yorucu işler Assistant Brand Manager tarafından yapılır.
Bu körpe Assistant Brand Manager tarafından yapılan işler önce Senior Assistant Brand Manager'a sunulur, o ABM'e revizyonlar verir. ABM, sunumu bazen verilen revizyonlar yüzünden en baştan yaparken içinden patronu için en iyi dilekleri geçirir. Senior Assistant Brand Manager, bu yapılan "ekip işini" Brand Manager'a sunar, o aynı taktikle Brand Director'a sunar derken CEO'ya kadar araştırma-geliştirmenin sonucu gelir. CEO, eğer o işi sunamayacağını düşünürse (yurtdışının istediği sonuç çıkmamış ve ürün Türkiye pazarına sürülmeye müsait değilse), hemen VPO'sunu arayıp revizyonlar verir. Bu döngü, o işi Türkiye'de yapılabilir kılana dek devam eder. Yani herkesin patronu aslında yurtdışıdır :) Globallik bir yere kadardır.
4. Pazarlamada Herkes Birbirinin Arkasından Konuşur
Eğer bu dünyanın bir parçasıysanız çoğu zaman şahit olmuşsunuzdur; herkes ama herkes birbirinin arkasından konuşur, yüzüne güler. İlk başta bana çok garip gelmişti bu durum. Çünkü eğer birini sevmiyorsam, ona belli eder ve sadece kendisi ile paylaşırdım düşüncelerimi. Ama siz de döngünün bir parçası olunca, neyin nasıl yapılacağını kolayca öğreniyorsunuz :) Bir kere en çok departman müdürlerinin dedikodusu yapılır. Bütün alt seviyeler, bu kişiye bağlı olduğundan hepsinin söyleyecek bir şeyi vardır. Sonra sırası ile diğer seviyeler gelir. En toy ABMler oldukları için en az onlar konuşur aslında. İşin çoğu onların sırtında olduğundan, ilk başta etrafta olan bitene dikkat etmezler, sonra çok çabuk düzene uyarlar...
5. Pazarlamada Hızlı Yükselmek = Patrona Yalakalık Yapmak
Pazarlamada hızla yükselmek isteyen her pazarlama insanı, ya patronuna laf taşır, ya toplantılarda patrona yalakalık olsun diye aynı seviyede çalışan arkadaşlarını bozmaya çalışır, ya onları en ufak hatalarında satar ya da çok biliyormuş gibi görünmek için herşeye atlar! Bu işler malesef böyle yürür...
6. Yapılan En Ufak İş Bile Abartılarak Anlatılmalıdır
Pazarlamada çok çalışan ve işini doğru yapan ödüllendirilmez!!!
Eğer yükselmek istiyorsanız, yaptığınız en ufak işi bili allayıp pullayıp satmalısınız.
7. Bir Şirkette En Fazla 4 Yıl Kalınmalıdır
4 yıl sonra, o ürünle ilgili her şeyi öğrendiğinizden kendinizi tekrar etmeye başlarsınız. Zaten yalakalık, satıcılık vs yapamıyorsanız, patron da bunları yapmadığnız için size gıcıksa, terfi almanız bir hayal olduğundan oradan hemen uzaklaşmanız en iyisi olacaktır.
8. Pazarlamadaki Herkesin I-Phone'u Olmak Zorundadır!
Bu yazılı olmayan bir kuraldır. Herkes I-Phone kullanmak ve bütün abidik gubidik aplikasyonları yüklemek zorundadır.
9. Pazarlama İnsanları "Snob"dur
Bir kere her giydikleri kıyafet, her gittikleri yer mutlaka "trendy" olmalıdır! Yeni açılan klübe en son giden en ezik olarak anılır. Halbuki çorbayı, çayı, meyve suyunu, bu ülkenin %70'ini oluşturan düşük Sosyo Ekonomik Statü grubuna satmaya çalışırlar!
Ülke gerçeklerine o kadar uzaktırlar ki, "Ayy ben hayatta İbrahim Tatlıses dinlemedim", "Bütün Avrupa'yı gördüm ama Ankara'nın doğusunda hiç gitmedim" diyen, bu ülkede en önemli endeks olan "ekmek fiyatı"nı bilmeyen, hayatında akbil görmemiş (inanın şaka yapmıyorum) insanların elindedir Türkiye'de pazarlama...
10. Her Kategoride Bulunan Ülker Gerçeği
Özellikle son 10 yılda, malum sebepler yüzünden çok büyüyen Ülker Grubu ya sizin kategorinizde ürüne sahiptir ya da her an sizin kategorinize de girebilir (bizde uzun bir süre Ülker temizlik segmentine de giriyormuş dedikodusu yüzünden uzuuunnn aksiyon planları ve sunumlar yapılmıştı :))
Niyahetinde bu gerçeği kabul etmek ve onunla mücadele etmek için (çünkü o sizin hiç bir zaman olamayacağınız kadar lokaldir), aksiyonlar bulmaya çalışır, aylık pazar paylarını görünce sinirden saçlarınızı yolar ve yaptığınız her şeye rağmen patrondan azarı yersiniz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder